Solcu Bloglar Birliği

Bu blog tüm eğilimlerden solcuların birbirlerinin bloglarına ulaşmalarını sağlayamak, solcu blogcular arası dayanışmayı arttırmak amacıyla hazırlanmıştır. Katılmak isteyenler "arkadaşlarım" listesine ekleyebilir. Demokrasi, eşitlik, özgürlük, barış ve emek diyen herkesi bekliyoruz.

(Bu yazı postakodu tarafından gönderilmiştir.)

Sosyal refah sosyalizmin ana ilkesi olup, toplumun, ülke içinde elde edilen kazançtan eşit ve adil olarak pay almasıdır. Eğitim, sağlık, adalet, barınma, çalışma ve yaşama hakkı sosyal devlet güvencesinde olup, devlet vatandaşına eşit mesafededir. Sermayenin değil, halkın yönetimde söz hakkı vardır; halk ise emekçi olduğundan, emek en yüce değerdir.

Kapitalist toplumlar ise emekten yana değil, sermayeden yana yönetimlerce yönetilirler ve devlet bir avuç zenginden (oligarşiden) yana olduğundan, vatandaşına eşit mesafede olması söz konusu değildir. Emekçiler ise daima, asli bir unsur olmak bir yan, sermayenin sırtındaki maliyet olarak görülür. Emeğin sömürülmesinden elde edilen artı değer karları daha da arttırır.

Ağır çalışma koşulları, uzun çalışma saatleri karşılığında alınan düşük ücretler, maliyet unsuru olarak görülen sosyal haklardan mahrum bırakılma, yoksunluk emekçileri isyana, haklarını elde etmek için direnmeye; elde edilenlerin savunulmasını savaşımına sevk eder. Bu tehlikeyi ve sosyalizmin peşinden sürüklediği kitlelerin haykırışlarını; daha doğrusu "zincirlerinden başka kaybedecek şeyi olmayan emekçilerin zincir " duyan ve emeğin özgürlüğünü isteyenleri gören kapitalist devletler ve sermayedarlar karlarından bir nebze olsun vazgeçerek, kıstıklarını sosyal refahı sağlamak, işçilerin haklarını vermek amacıyla bir takım durum iyileştirmesine yatırırlar. Böylelikle "dip dalgasını" engellemiş olurlar. Artı değerden pay alan kitleler, hem haklarına kavuşmuş hem de refah içinde yaşadıklarından, kapitalizmin sömürüsüne ses çıkarmaz duruma gelmişler, bir başka deyişle evcilleşmişlerdir. Avrupa'daki emekçilerin rahat bit yaşam sürmesinin nedeni ise budur. Kapitalizm, bir bakıma yaşamını sürdürmek için düşmanına öykünmüştür; yaşamını düşmanına borçludur.